DOLAR 6,8636
EURO 7,7648
ALTIN 397,353
BIST 114808,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 31°C
Az Bulutlu

Mustafakemalpaşa’nın Kaleleri

12.01.2020 - 11:14
A+
A-


MUSTAFAKEMALPAŞA KALESİ

 

 

Tarih boyunca güvenlik için askeri önem taşıyan bölgelerde, düşmanın gelmesi muhtemel yollar üzerinde, geçit ve boğazlarda güvenliği sağlamak için, kalın duvarlı, burçlu ve mazgallı kaleler inşa edilmiştir. Kale mimarisi teknik ve askeri usullerin ilerlemesi ile gelişme göstermiştir. Çeşitli Medeniyetlerin kaleleri arasında farklar vardır. Fakat tüm kalelerde hendek, çift duvar sistemi ve kapıları çift burçla koruma gibi önemli esaslar hemen hemen tüm medeniyetlerin kullandığı sistemler olmuştur.

İlçemiz Mustafakemalpaşa’da Osmanlılar veya daha önceki medeniyetlere ait kale kalıntısı var mıydı? Bu sorunun cevabını tarihi kaynaklarda aradığımız zaman özellikle seyahatnamelerde bilgilere rastlıyoruz. Ve bu bilgilere göre Mustafakemalpaşa’da eskiden mevcut olan fakat yakın zamana kadar gelememiş kalelerin var olduğunu görüyoruz.

Charles Texier

 

John Arthur Ruskin Munro

 

 

Fransız mimar, arkeolog ve gezgin Félix Marie Charles Texier (1802 Versailles- 1871 Paris) 1833’de Paris’te yayınladığı L’Asie Mineure (Küçük Asya) adlı eserinde, Kirmasti’nin nehrin iki tarafına kurulmuş çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu sekiz yüz haneden oluşan yakınında bir Bizans kalesi olan küçük bir kasaba olduğunu yazmaktadır.

John Arthur Ruskin Munro ve H. M. Anthony de  Kirmasti’nin (Mustafakemalpaşa) iki tepe arasında yer aldığını, bu tepelerden yüksek ve dik olan tepe üzerinde savunma amacıyla inşa edilmiş bir kale bulunduğunu yazmışlardır.

Hugh Edwin Strickland (1811-1853) Kirmasti’de (Mustafakemalpaşa) hâkim bir noktada kale ile kaleye bitişik cami ve mezarlık olduğu bilgisini vermektedir.

Kirmasti’ye (Mustafakemalpaşa) gelen seyyahlar seyahatnamelerinde Kirmasti’deki kalenin konumunu yazmalarına rağmen kalenin mimarisi ve dönemi ilgili ayrıntı vermemişlerdir. Sadece Félix Marie Charles Texier Kirmasti’deki (Mustafakemalpaşa) kalenin Bizans Dönemi yapısı olduğunu söylemiştir.

Bizans Devleti son dönemlerinde Selçuklu ve Osmanlı’ya karşı savunmak zorunda kaldığı Batı Anadolu’yu yaptığı kalelerle güçlendirme yoluna gitmiştir. Kirmasti’nin (Mustafakemalpaşa) konumu gereği, bu kalenin de bu güçlendirme çabaları sebebi ile inşa edilmiş ve Bizans’ın son dönemlerine ait bir kale olduğu düşünülmektedir.  Kalenin bulunduğu yer bugünkü eski Lalaşahin Ortaokulu, Lalaşahin Türbesi ve Mustafakemalpaşa Şehitliği’nin bulunduğu alandır. Kaleden günümüze sadece taş bir yol kalmıştır.

Kirmasti (Mustafakemalpaşa) Kalesinden günümüze kalan taş yol

 

 

KESTELEK KALESİ

Kestelek kalesi batı kulesi kalıntısı

 

Kirmasti (Mustafakemalpaşa) sınırları içinde kalan bir diğer kale ise Kestelek mahallesinde bulunan kaledir. Kestel kelimesi İngilizcede şato anlamındaki “castle” ile yakın bir kelimedir. Bursa’nın 12 km doğusundaki Kestel de Bizans dönemi tekfurluk merkezidir. Kestel’de Bizans’a ait bir sınır kalesi vardır. Kestel isminin ise Latince’de kalecik anlamına gelen Kastel (castel) isminden geldiği büyük bir ihtimaldir. Osmanlıların eline geçmesi ile Kestel olarak isimlendirilmiştir.

Kirmasti (Mustafakemalpaşa) Kestelek mahallesinde bulunan kalenin de bu mahallemize ismini vermiş olması ihtimaller içerisindedir. Kestelek bölgedeki stratejik geçit bölgelerinden birisidir. Kestelek Kalesi hâkim olduğu derin ve dolambaçlı vadi yanı sıra nehre ve tepeler üzerindeki geçitlere de hâkimdir. Kestelek Kalesinin bu bölgeyi kontrol altında tutmak amacıyla inşa edildiği düşünülmektedir.

Kestelek kalesini ziyaret etmiş olan seyyahların ortak görüşü Bizans döneminde inşa edildiği şeklindedir. Kale Türk akınlarına karşı Uludağ’ın geçitlerini savunmak amacıyla 10. veya 11. yüzyılda inşa edildikten sonra John ve Manuel Kommenos’un iktidarında ihmal edilen kalelerden birisidir. Félix Marie Charles Texier ise Kestelek Kalesinin Ulubat Kalesi ile aynı dönemde yapıldığını iddia etmektedir.

Kestelek Kalesi tuğlalar ve işlenmemiş taşlardan inşa edilmiştir. Duvarlarının eskiden daha büyük bloklarla kaplı olduğu ve ayrıca batısında yuvarlak bir kulesi bulunduğunu seyyahlar tarafından yazılmıştır. Günümüzde Kestelek Mahallesinin yakınlarında kale kalıntıları mevcut olup kalenin sadece batı tarafındaki kule ayakta kalmıştır. Kuzey ve güney duvarları da kısmen belirgindir.

Halit ERSÖZ

 





YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Mesaj Gönder
1
Merhaba;
Mesaj göndermek için alttaki butona tıklayınız.