DOLAR 12,4902
EURO 14,1332
ALTIN 712,881
BIST 1776,41
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 18°C
Sağanak Yağışlı

“Organ Bağışı” ve “Organ Kardeşliği”

20.11.2021 - 13:29
A+
A-

Bu yazımızda sizlerle organ bağışı konusunu paylaşacağız. Konumuz, henüz hayattayken yaptığımız organ bağışları, vefat sonrası yapılan bağışlar, bu bağışların ihtiyaç sahiplerinin oldukları yerlere ulaştırılması, operasyonlarla uygun kişilere nakilleri ve sonuçta kurtarılan, kurtulan hayatlar, yaşatılan mutluluklar, sevinçler, umutlar…

Organ bağışlarını anlatmaya belki de organ nakillerinin hikayesi ile başlamak gerekir. 18. yüzyıldan itibaren; insandan insana, hayvandan insana ve hayvandan hayvana, deri, böbrek, testis ve benzeri nakilleri birçok kez denendi. Ancak doku uyumsuzluğu nedeniyle bu nakillerin neredeyse tamamı başarısızlıkla sonuçlandı. 1954 yılında Chicago (ABD)’ da tek yumurta ikizi olan kardeşlerin birinden diğerine, Dr J. Murray’ın yaptığı böbrek nakli, kayıtlara geçen ilk başarılı transplantasyondu. Yıllar içinde teknik olarak geliştirilen ve önemli başarılar elde edilen böbrek nakillerinin sayısı bugün için dünya genelinde 500 binden fazladır.

Dr. Joseph Murray

Güney Afrika’lı Dr. C.Bernard tarafından 1967 yılında ilk başarılı kalp nakli gerçekleştirildi. Günümüzde dünya genelinde yılda yaklaşık 4000 kalp nakli yapılmakta ve nakil sonrası yaşam süresi en iyi ihtimalle 5 yıl ya da daha fazla olabilmektedir. Böbrek ve kalbin dışında karaciğer, akciğer, pankreas, cornea, deri, kol, bacak, yüz ve benzeri nakiller ülkemizde ve dünyada birçok merkezde denenmeye devam edilmekte ve başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.

Usta Yapı

Dr. Christiaan Barnard

Ancak “organ nakilleri” , “organ bağışları” olmadan asla mümkün değildir. Kişilerin yaşarken yaptığı organ bağışları veya vefatı takiben ailenin yapacağı bağışlarla bu sistem sürdürülebilir ve ayakta tutulabilir. Yani ‘bağışçı’ olmadan ‘organ nakli’ yapılamaz, kişilere bir şans daha tanınamaz ve hayatlar kurtarılamaz.

Adasan

Ülkemizde organ bağışlarını ve uygun kişilere nakil amacıyla ulaştırılmasını, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Ulusal Koordinasyon Sistemi düzenler ve yürütür. Kişinin hayattayken yapacağı bağışlar kendi iradesiyle mümkündür. Vefat sonrasındaki bağışlar ise, kişi sağlığında bağışlamış olsa bile, ailesinin iznini ve onayını gerektirir. Bağışçıdan (donör) alınıp ihtiyaç sahibi alıcıya ulaştırılacak olan organ ve dokular şunlardır; Böbrek, kalp, karaciğer, akciğer, cornea, pankreas, kemik iliği, kemik, ince bağırsak, kalp kapakları, kas, tendon, extremite (kol-bacak) v.b. dir. Gönüllü kişiler; İl Sağlık Müdürlükleri, Devlet Hastaneleri, İlçe Sağlık Müdürlükleri, Özel Hastaneler ve Toplum Sağlığı Merkezlerine başvurarak formları doldurup, tanıklarla birlikte imzalayıp “gönüllü bağışçı kartlarını” alabilirler.

Türkiye’de günümüzde 170’e yakıt Organ Nakil Merkezi bulunmakta ve çalışmalarını sürdürmektedir. Bugüne kadar 31 bin böbrek, 12 bin karaciğer ve 2 bine yakın da diğer nakiller olmak üzere toplam 44 bin (rakamlar yaklaşık olarak verilmiştir) nakil yapılmıştır. Bugün için Türkiye Organ ve Doku Bağış Bilgi Sistemi (TODBS) ‘ nde kayıtlı 600 binden fazla gönüllü bağışçı kişi mevcuttur. Çoğunluğu böbrek ve karaciğer olmak üzere, 25 bin (22 bin böbrek, 2 bin karaciğer, bin kadarı da kalp ve diğerleri) kişide nakil için organ beklemektedirler. Beyin ölümü sonrası kişinin ailesi tarafından yapılan bağışlar % 15-20’ lerde seyretmekle birlikte, sağlıklı kişilerin yaşarken yakınlarına yaptıkları bağışlarda, günden güne artan olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. Unutmayalım ki bağışlanan bir organ bağışlanan bir hayat demektir. Sizden sonra belki “organ kardeşiniz” veya “organ kardeşleriniz” hayata tutunabilecekler, yaşama şansı
yakalayabileceklerdir.

Atatürk’ü vefatının 83. yılında andığımız şu günlerde bu konuda, biz de bir hatırlatma yapalım istedik. Bilindiği ve tıp çevrelerinde de genellikle kabul edildiği gibi Atatürk’ü, bir karaciğer hastalığı, karaciğer sirozu nedeniyle kaybettik. Oysa günümüzde bu durumdaki bir hastamızı karaciğer nakli ile kurtarmamız büyük ihtimalle mümkün olabilecektir. Yani organ bağışı ve nakli bu kadar önemli, bu kadar değerli ve bu kadar yeri doldurulamaz, vazgeçilemez, ertelenemez bir olgudur…

(Bu yazı “organ bağışı” haftası dolayısıyla kaleme alınmıştır.)

Dr. Murat Çubukçu

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Mesaj Gönder
1
Merhaba;
Mesaj göndermek için alttaki butona tıklayınız.