DOLAR 6,7462
EURO 7,5825
ALTIN 368,027
BIST 109111,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 22°C
Gök Gürültülü

126 Yıl Önce Karantinaya Alınan Kirmasti (Mustafakemalpaşa)

22.03.2020 - 12:15
A+
A-

Karantina kelimesinin kökeni Latince “Quadraginta” sözcüğüdür. İtalyancaya cuarantina olarak geçmiş ve “kırk” anlamında kullanılmıştır. Venedik topraklarına gemiyle gelen yolculara uygulanan “kırk günlük karaya çıkma yasağını” ifade etmek için de aynı sözcük kullanılmıştır. Karantina sözcüğü zamanla, toplumları etkileyen salgınlarda uygulanan dışarıya çıkma yasağına verilen genel isim olmuştur. Tarih boyunca devletler salgınların yayılmasını önleyebilmek için karantina uygulamışlardır.

Osmanlı Türkçesinde karantina kelimesinin karşılığı ise “Tahaffuzhâne”dir. (Tahaffuzhâne: Bulaşıcı hastalık olduğu zaman gerekli tedbirlerinin alınması, hastaların gözlem altına alınmaları ve tedavilerinin yapılması için kurulmuş sağlık tesisi ve karantina yeri.)

Osmanlı Devleti çok geniş bir coğrafyada hâkim olduğundan yüzyıllar boyunca deprem, yangın ve kıtlık gibi felaketler dışında sıtma, tifo, çiçek, veba, kolera, difteri, kızıl, dizanteri, kızamık, verem ve grip gibi salgın hastalıklar ile de mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu mücadelelerde, özellikle 19. yüzyıldan itibaren karantina uygulaması sistemli olarak uygulanmıştır. Osmanlı Devleti’nde geniş çaplı bir karantina uygulaması ilk defa 1831 yılında ortaya çıkan kolera tehlikesine karşı kullanılmıştır.



“Vibrio cholerae”  bakterisinin neden olduğu kolera, bağırsak enfeksiyonu ve şiddetli ishal ile seyreden bir hastalık olup, çok sayıda ölüme sebebiyet vermekteydi. Osmanlılar koleraya “illet-i adiyye” veya “illet-i mahuf” demişlerdir.

1848 yılının Nisan ayında Kirmasti’nin komşu kazası Mihaliç’te (Karacabey) kolera vakaları ve kolera kaynaklı ölümler görülmeye başladı. Kirmasti’ye de yayılan bu kolera vakasında ilçemizde kaç kişinin hayatını kaybettiği ile ilgili bir bilgiye ulaşılamamıştır.


Osmanlı Devleti’nde 1865 yılında görülen kolera salgınından sonra başarı gösterenlere 1866 yılında verilen Kolera Madalyası

 

Kolera daha sonra bölgemizde uzun yıllar boyunca görülmedi ise de 1890’lı yıllara doğru kolera vakalarına Bursa ve çevresinde tekrar rastlanmaya başlandı. 14 Ağustos 1893 tarihinde Batum’dan gelerek İstanbul’a demirleyen bir İngiliz gemisinde koleraya yakalanan ve karaya çıkarılıp hastaneye yatırılan bir tayfadan kolera mikrobu önce İstanbul’a daha sonra da ülke geneline yayıldı. Kolera salgını İstanbul’da Ağustos 1893 ile Nisan 1894 tarihleri süresince 1537 kişinin ölümüne neden oldu.

3 Ocak 1894 tarihinde de Kirmasti’de (Mustafakemalpaşa) kolera vakaları görüldü. Kolera salgınının çevre kazalara ve bölgelere yayılmaması için Kirmasti karantina altına alındı. Karantinayı daha iyi uygulamak için Kirmasti’ye 50 jandarma askeri gönderildi. Bursa için büyük bir tehdit oluşturan kolera salgınının Kirmasti dışındaki bölgelere yayılmaması için Hüdavendigar Valiliği (  1867 de Bursa, Balikesir, Afyon, Kocaeli, Kütahya , 1900 lu yillarda ise Bursa Balikesir Canakkale Afyon Kutahya Sakarya ve Bilecik) olağanüstü çaba harcadı.  Kirmasti’deki kolera salgını bu tedbirlere rağmen Şubat ayına kadar devam etti. Bu bir aylık sürede Kirmasti’de 30 kişi kolera salgını nedeni ile hayatını kaybetti.

Kolera salgını nedeniyle Kirmasti ve Mihaliç kazaları ile Karesi Sancağına gidecek yolcular için bir tahaffuzhâne yapılması kararlaştırıldı. 18 Ekim 1894 tarihinde Bursa kolera karantina komisyonu tarafından, Apolyont Gölü üzerindeki Uluabat Köprüsü yanında bir tahaffuzhâne ile yol boyunca 35 adet kontrol noktası oluşturuldu.

Tüm bu önlemlere rağmen Kirmasti ve Mihaliç’te yeni kolera vakaları meydana geldi ise de kolera salgını 1894 Aralık ayı itibarıyla Hüdavendigar vilayetinde sona erdi. Hüdavendigar Vilâyetinde bu süreçte de 18 kolera vakası görülmüş ve bunlardan 9 tanesi ölüm ile sonuçlanmıştı.

Hüdavendigar Vilâyetinde bu süreçte ortaya çıkan 18 vakada 9 ölüm yaşanmıştır. Bu 18 vakadan 7 tanesi Kirmasti kazasındadır. Kirmasti’de 1894 Ekim ayında koleradan hayatını kaybeden kişi sayısı ise 2 kişidir.

Koronavirüs salgını nedeniyle zor günler yaşadığımız bugünlerde öncellikle fedakârca görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum. Herkesin evinde kalmasını dileyerek, sağlıklı günler dilerim.

Halit ERSÖZ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Mesaj Gönder
1
Merhaba;
Mesaj göndermek için alttaki butona tıklayınız.