DOLAR 7,3053
EURO 8,6364
ALTIN 476,76
BIST 1060,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 30°C
Mevzi Sağanak

Mustafakemalpaşa Tırnova’nın Cadıları ?

20.10.2019 - 10:53
A+
A-

Niğbolu Livası Tırnova Sancağı

 

Mustafakemalpaşa’nın köylerinden olan ve ilçemizin güneydoğusunda bulunan Tırnova 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin kurduğu bir köydür. Köyün eski ismi Dayama’dır.

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Bulgaristan’dan gelen göçmenler Kirmasti’ye geldiklerinde önce Karaorman köyü civarlarına yerleşirler. Ancak bu bölgede rahat edemezler ve yeni bir yerleşim bölgesi aramaya başlarlar.  Kayın ve meşe ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu ve Bulgaristan’dan geldikleri bölge ile benzer coğrafi özelliklere sahip daha yükseklerdeki bölgeye yerleşip, buraya Bulgaristan’dan geldikleri yerin adını, yani Niğbolu Livası “Tırnova” kazasının ismini ver­irler.

Göçmenler Tırnova adını verdikleri köye öncelikle ağaç kütüklerinden bir cami ve minaresini inşa etmişlerdir. Bu cami çok yıprandığından 1950’li yıllarda yıkılmıştır. Tırnova’da 1900’lü yıllarda 10 hane bulunmaktadır. Nüfus 1920’li yıllarda 139 kişi,1990 yıllarda 56 kişi, 2000’li yılların başında 36 kişi ve günümüzde 25 kişi civarındadır. Tırnova yabani böğürtlenleri, “dayama patatesi” adı verilen patatesi ve doğal biber mantarı ile meşhurdur.

Mustafakemalpaşa’da 1877-1878 göçmenlerinin kurduğu Tırnova köyünün ismini aldığı Bulgaristan’daki Niğbolu Livası Tırnova Sancağı 1187-1393 yılları arasında İkinci Bulgar Devletine başkentlik yapmış olması sebebiyle Bulgar tarihi açısından önemli bir merkezdi.  Tırnova 17 Temmuz 1393 de Osmanlılar tarafından fethedildi.  Tırnova fethedildikten sonra buraya Evlâd-ı Fatihan olarak Naldöken Yörükleri, Tanrıdağı Yörükleri ve Ofçabolu Yörükleri yerleştirildi.

Tırnova Sancağı Osmanlılar ile daha da gelişti. Bağlar ve tarlalarda üzüm, meyve, arpa ve buğday üretiliyordu. Değirmenlerde çekilen un İstanbul’a gönderiliyordu. Geniş çayırlar sayesinde hayvancılık da gelişmişti. Ordu için süvari atları, top arabası beygirleri ve manda yetiştiriliyordu. Tırnova köylerinde bulunan güvercinliklerden de güherçile elde edilerek baruthanelere yollanıyordu.

Osmanlı Devletinin yönetimindeki Tırnova’da 1833 yılında yaşandığı iddia edilen ilginç bir olay meydana geldi. Bu dönemde Tırnova’da yönetici olarak “Voyvoda Ahıskalı Sadullah” görev yapmaktadır. Ama meydana gelen olay, Tırnova Kadısı Ahmet Şükrü Efendi’nin yazdığı bir mektup ile duyulmuştur.

Kadı Ahmet Şükrü Efendi’nin mektupta anlattığına göre: “Tırnova’da akşam karanlığı bastıktan sonra evlere girip un, yağ, şeker ve bal gibi yiyecekleri birbirine karıştıran, yorgan, yastık ve bohçaları parçalayan, bazen de insanların üzerine taş ve toprak atıp, üzerlerine saldıran mahlûklar ortaya çıkmıştı. Bu mahlûklar kimse tarafından görülmemişti. İnsanlar korku içinde idiler ve bu saldırıları yapanların cadı olduğuna inanıyorlardı.

Bu inanış üzerine İslimye’de cadı çıkartmada ün yapmış bir Rum olan Nikola, bu sorunu halletmesi için Tırnova’ya çağrıldı. Bu saldırıları yapan cadıları yok etmesi için 800 kuruşa anlaşma sağlandı. Nikola, yanında getirdiği ve üzerinde resimler olan bir tahta ile Tırnova mezarlığına gitti. Tahtayı parmağının üzerine yerleştirip çevirdi. Resimli tahtanın yönü hangi mezara doğru durduysa o mezarda bir cadı olduğunu gösteriyordu. Resimli tahtanın durduğu yöndeki mezarlar ise Yeniçeri Ocağı’na mensup Ali Alemdar ve Abdi Alemdar adındaki iki yeniçeriye aitti. Bu yeniçerilerin mezarları açıldı.  Karşılaşılan manzara korkunçtu. Her iki yeniçerinin cesetleri büyümüş, kılları, parmakları ve tırnakları üç- dört kat uzamış halde idi.

Nikola, cadı halini alan bu yeniçerilerin sonsuza kadar ortadan kaldırılmaları için cesetlerinin karınlarına birer ağaç kazık saplanması ve kalplerinin kaynar suya atılarak haşlanması gerektiğini söyledi. Cesetler mezarlarından çıkartılarak karınlarına birer tahta kazık saplandı, kalpleri sökülerek kaynar suya atıldı.  Fakat tüm bunların yetersiz kalacağı düşünülerek yine Nikola’nın tavsiyesi ile cesetlerin yakılmasına karar verildi. Cesetler mezarlıkta yakıldı ve Tırnova günlerdir yaşadığı cadı belâsından kurtuldu.


Tırnova Cadılarının yok edilmesi. Çizim Nezih İzmirlioğlu

 

Tırnova’da yaşandığı iddia edilen naklettiğimiz olay, ilk Osmanlı resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi’nin 69. sayısında yayınlanmıştır. Yazı Osmanlı’da Yeniçeri kültürünün yok edilmesinin amaçlandığı bir dönemde yayınlanmıştır. 1826’da Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından sonraki süreçte gerçekleştiği nakledilen “Tırnova Cadıları” olayındaki asıl amaç halkı yeniçerilerden nefret ettirmekti. Benzer yayın ve anlatımlardan dolayı Osmanlı halkının yeniçerilere olan nefreti artmış ve mezarlıklardaki yeniçeri mezar taşlarını tahrip etmişlerdir.


Tırnova’da kırılmış Osmanlı mezar taşları

 

24 Haziran 1877 de Osmanlı Rus savaşında (93 Harbi) Rus ordusu Tırnova’yı ele geçirdi. Türk nüfusunun büyük çoğunluğu Tırnova’dan ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılanların bir bölümü de Kirmasti’ye gelerek Tırnova köyünü kurdular.

Bulgaristan egemenliğinde kalan Tırnova 1913’te meydana gelen güçlü bir depremde büyük bir yıkım yaşadı. Bu depremde önemli miktarda Osmanlı mirası tarihi binalar ve camiler yıkıldı. Osmanlı mirasına en büyük darbeyi ise 1960’lı yıllarda Tırnova’da yapılan büyük çaplı arkeolojik kazılar vurdu.  Osmanlı mirası göz ardı edilerek, Osmanlıdan kalan mekânlar büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Tırnova’ya, 1965 yılında “büyük ve yüce” manasına gelen Veliko unvanı verilerek, şehir “Veliko Tırnova-Велико Търново ” Yüce Tırnova olarak isimlendirildi.

Veliko Tırnova,Yüce Tırnovo Bir Türk evi

 

Veliko Tırnova’nın nüfusu günümüzde yaklaşık 72 bin kişi olup yaklaşık 2 bini aşkın Türk de yaşamaktadır. Bulgaristan’ın günümüzdeki önemli turizm merkezlerinden birisi olan Veliko Tırnova’da el sanatları, ticaret ve sanayi gelişmiştir. Veliko Tırnova’ya eğer bir gün yolunuz düşerse; bu eski hikâye “Tırnova Cadıları”nı hatırlayacağınızdan, Tırnova’nın eski kenar mahallelerinden birinde rastlayacağınız ve onlarca Osmanlı camisinden günümüze gelebilen tek bir mütevazı bir caminin hüznünü yaşayacağınızdan eminim.

Halit ERSÖZ





YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Mesaj Gönder
1
Merhaba;
Mesaj göndermek için alttaki butona tıklayınız.