DOLAR 12,4902
EURO 14,1332
ALTIN 712,881
BIST 1776,41
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 20°C
Sağanak Yağışlı

Motivasyon / 2. Bölüm

30.05.2021 - 13:48
A+
A-

Hayat, önceki yazıda anlattığım onlarca örneklerle dolu. Normal koşullarda; beyninizin hükmettiği bir bilinç ile yeteneklerinizin sınırlı olduğunu düşünürken, beyninize hükmetmeye başladığınız anda aslında yapabileceklerinizin ancak onda biriyle hayatını sürdürdüğünüzü fark edersiniz.

1988 yılına kadar Türk futbol takımları Avrupa Kupalarında hiçbir varlık gösteremiyorlardı. 1968-69 yılında Göztepe’nin o zamanki adı Fuar Şehirleri Kupası (bugünkü UEFA Avrupa Ligi) olan şampiyonada yarı finale çıkma başarısı vardı sadece belleklerde. Bu yarı final başarısının haricinde, her sene kupalara katılan 3 takım ‘ilk tur bilemediniz ikinci turda’ kupaya veda ederdi. Çünkü, Türk takımları ne yaparlarsa yapsınlar Avrupa’da başarılı olamayacaklarını düşünüyorlardı. Sonra Galatasaray bu makus talihi kırmaya başladı. 1988 yılında Şampiyon Kulüpler Kupasında (şimdiki Şampiyonlar Liginin eski adı) yarı final oynamıştı. Sonraki yıllarda Avrupa’da artarak gelen başarılar neticesinde 2000 yılında UEFA Kupasının sahibi oldu. Bu, imkânsız gibi görünen başarıların, aslında azim ve planlama ile rahatlıkla elde edilebileceğini göstermesi açısından önemliydi.

Sonra 2003 yılında Eurovision’da Sertab ERENER’in başarısı geldi. Yıllarca son sıralardan kurtulamayan, hatta birkaç kez “0” puanla sonuncu olan, daha önceki en büyük başarısı dokuzunculuk olan Türkiye, Eurovision Şarkı Yarışmasında birinci olmuştu. Önce Galatasaray, sonra Sertab ERENER Türk insanlarına bir mesaj veriyordu aslında: İSTERSEN YAPABİLİRSİN. HİÇ BİR ŞEY İMKANSIZ DEĞİLDİR!

Usta Yapı

                “Size Mustafakemalpaşa’dan Cumhurbaşkanı çıkar mı?” diye sorsam cevabınız muhtemelen “Hayır” olacaktır. Aynı soruyu Susurluk’ta yaşayan insanlara sorsam onlar da aynı cevabı verecektir. Karamürsel, Oltu, Bismil, Ereğli gibi Türkiye’nin farklı ilçelerinde aynı soruyu sorduğunuzda da cevap değişmeyecektir. Ama, sonuçta farklı dönemlerde farklı ilçelerden Cumhurbaşkanları seçilerek göreve geliyor. Aynı örneği şans oyunları için de verebiliriz. Herkes milli piyango bileti aldığında kendisine çıkmayacağını düşünür. Çünkü, çıkma ihtimali yıl içindeki çekilişlerde 1 milyonda 1’dir, yılbaşı çekilişlerinde ise 10 milyonda 1’dir. İhtimalin düşük olduğu doğru, ama sonuçta her çekilişte birilerine ikramiye çıkıyor. Kendisine çıkan kişi de, bilet alırken kendisine çıkmayacağına emindir oysa. Anlatmak istediğim şey, koyduğunuz hedeflerin zor olması sizi umutsuzluğa düşürmesin. Çünkü sizin ulaşılmaz diye düşündüğünüz hedeflere,  birileri inancıyla ve azmiyle ulaşıyor.

Motivasyonla konsantrasyon kardeştir: Motivasyonu bir hedefe ulaşmak için sahip olduğunuz psikolojik güç, konsantrasyonu da hedef için gereken fiziksel güç olarak tanımlayabiliriz. Motive olmak hayâl kurmak, plan yapmak, inanmaktır. Konsantre olmak ise, hedefe ulaşmak için vücut direncinizi ve kapasitenizi maksimum seviyeye çıkarmaktır. Haber bültenlerinde dişleriyle kamyon çeken adama denk gelmişsinizdir. İnanın bu adam sıradan bir insandan kat kat güçlü değil. Belli bir antrenman programı ve yüksek konsantrasyonla bunu yapabiliyor. Benzer şekilde Naim Süleymanoğlu’nun da halterde kendi ağırlığının 3 katı bir kiloyu kaldırdığına da şahit olmuştuk. Bunlar sadece kişinin fiziksel gücüyle açıklanamaz. Yazıda anlatmaya çalıştığım motivasyon ve konsantrasyonla mümkündür. Bunları hayata geçirmenin yolu da hayâl etmek, inanmak, plan yapmak ve hedefe odaklanmaktır.

inobella

Seyit Onbaşı da tek başına yerinden hareket bile ettirilemeyecek olan 215 kiloluk top mermisini tek başına kaldırmıştı. O gün çatışmadan sonra, komutanı Seyit Onbaşı’dan top mermisi sırtında fotoğraf çekilmesini istedi ancak Seyit Ali Onbaşı ne kadar zorlansa da top mermisini kaldıramadı. Bunun üzerine ancak tahta bir mermi maketiyle fotoğraf çekilebildi. Seyit Onbaşının aynı ağırlığı savaş sırasında tek denemede kaldırıp, fotoğraf çektireceği zaman kaldıramaması, konsantrasyonun gücüne en iyi örnektir.

Gelecek yazıda, motivasyon konuşmalarına devam edeceğiz. Motivasyonun insan hayatını daha ne kadar değiştirebileceğini, yine hayattan canlı örneklerle anlatacağım. Hiçbir hedef zor değil, inancın önünde hiçbir engel duramaz.

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Mesaj Gönder
1
Merhaba;
Mesaj göndermek için alttaki butona tıklayınız.